Category Archives: Doğumgünü

5 yaş

Başlığı bile yazmak tuhaf geldi bana, hangi ara 5 olduk biz, nasil da geçti zaman!
Geçen sene tatsız bir tecrübe yasadigimizdan ve bu sene güzel tatiller planladigimizdan yaş gününü yapmamaya karar vermistik.
Okulda arkadaşlarıyla bir kutlama yaptı.  Onun için babası iki adet tiramisu yaptı ve üzerlerine Buzz ve Woody karakterleri çıkarttı.

image

image

Oldukça güzel oldu, ellerine sağlık babamızın 🙂

Yine içimiz el vermedi, okuldaki gosterisinden sonra aile arasında bir küçük pasta daha kestik. Bu sefer pastanin üstüne kendisi karar verdi ve yine babası uyguladı 🙂

image

image

Başta doğum günü yapmayacagiz mı demistik:) Daha bitmedi, asıl günü olan 28 Haziran’da da tatilde olunca o aksam ki tatlımızın üzerine mum rica etmiştik. Sağolsun otel personeli hoş bir sürpriz yaptı 🙂

image

Bu kadar mum üflemenin sonucu olarak şuan 8 yaşındayım diyor. Ahh canım oğlum büyümek için bu kadar acele etmesen.

İşte 5. yaşımızı da böyle kutlamış olduk. Sağlıkla sihhatle daha nicelerine kavuşalım inşaallah.

  4 yaş

Image

Ah ah yazarken bile ellerim titriyor. Her sene bir daha ki sene yapmayacağım diyip sonra dayanamayıp yine hazırlanan ben bu sene iyi bir ders aldım.

Oğlum bu sene Mickey teması istemişti, ona göre her şeyimizi hazırladık. Evimizin terasında yapacaktık. Bunun için halasının ve abisinin atölye olarak kullandıkları teras katı bile boşaltılıp temizlendi. Yiyecekler, süsler, pinyata bile hazırlandı, animatör tutuldu. Ama ama maalesef ki 15 çocuk ve yaklaşık 35 yetişkinin olacağı doğum günümüzü aynı günün sabahında iptal etmek zorunda kaldık. Çünkü Egemen el-ayak-ağız hastalığına yakalandı.

Akşam yatmadan yıkarken omzunda döküntüleri görmüştüm, isilik sanıp kremleyip yatırdım. Sabah da kalkar kalmaz hazırlıklara başlarken babasına rica ettim Egemen’i giydirmesi için, bir de akşam isilikleri vardı baksana dedim. Sonrasında eşim beni çağırdı bir baktık ki kulak memesinde, dirseklerinde, dizlerinde isilik gibi döküntüler var. Hemen kaptığımız gibi doktora götürdük. Ben bu aralar salgın olduğunu bildiğim için gitmeden de tahmin etmiştim ve doktorumuz da onayladı :Bu el-ayak-ağız hastalığı, bu şekilde döküntüler olacak, ateş yapabilir, ağızda aft yapabilir, bir hafta 10 güne kadar geçecek. Herhangi bir ilacı yok, ateşi çıkarsa ateş düşürücü, ağzında aft olursa da Aftadur verebilirsiniz dedi.

Ben asıl can alıcı soruyu sordum : “Peki bulaşıcı mıdır? Bugün bizim doğumgünü partimiz vardı”. “Döküntülü her çocuk hastalığı bulaşıcıdır, siz partinizi erteleyin.” Dedi ve ben yıkıldım tabi 😦

Egemen’in ilk tepkisi “Hediyelerim ne olacak?” oldu. Halasıyla birlikte aldıkları bir oyuncak vardı, aklı fikri ondaydı. Ben sabahın köründe herkese mesaj atıp doğum günümüzün iptal olduğunu söyledim. Üzgün bir şekilde eve döndük. Oğlum “Anne, hazırlıklara başlamıyor muyuz?” diyince daha da üzüldüm 😦

Anneanne ve dedesi bizdeydi, büyüklere karşı bir bulaşıcılığı olmadığından çekirdek aile olarak (çekirdek aile ama yine 12 kişiydik) hazırlıklarımızı yapıp doğum günümüzü kutladık. Hatta ben Aslıhan arkadaşımı arayana kadar onlar geldiler bile, mesajımı görememiş. Çınar da gitmek istemedi tabi ama çok çok üzülerek geri gitmek zorunda kaldılar. Ben de erkenden arayamayıp bu üzüntüyü yaşattığım için daha çok üzüldüm. 😦Image

Allah sağlık versin her şey boş tabi ki ama insan ister istemez üzülüyor, bu sene de böyle oldu, her şeyin hayırlısı tabi.

Bizim partimiz iptal olunca, tuttuğum animatörü ki zaten okulun önerisiyle bulmuştum, gününde okulda yapılacak kutlamaya yönlendirdik. Bu arada ilgileri için sihirlipalyaçolar’a da tekrar teşekkür ederim. Halamız da harika bir pinyata yapmıştı, onu da okulda kullandılar. Okulunda da keyifli bir yaş günü geçirmiş, geldiğinde ki mutluluğundan belliydi. Ev partimize çok hazırlanınca okula fazla özenmedik açıkçası, babası çok güzel bir tiramisu yaptı, üstüne de sağolsun Hülya’nın verdiği Mickey kalıbıyla şekil verdik 🙂

Evet canım oğlum, 4. yaşını da böyle kutladık. Ama sen yine de çok mutluydun, yeni yaşın kutlu, mutlu ve de en önemlisi sağlıklı olsun canım. Seni çok ama çok seviyoruz.

>Ela&Ece doğumgünü

>

Bu aralar doğumgünleri ardı ardına. Haftasonu Ela ve Ece’nin doğumgünündeydik. Çok keyifli bir gün daha geçirdik. Tuğçe‘cim maşallah 3 çocukla çok güzel hazırlanmıştı yine. Çocuklar ilk önce kendi çaplarında eğlendiler, bizimki hemen kaydırağa ve tramplone koştu. Sonra da kendine bir bisiklet buldu onu sürmeye başladı.
Tuğçe çocuklar için aktiviteler hazırlamıştı, ilk önce bir helikopter yaptılar, daha sonra da akvaryuma çıkartma balıkları yapıştırdılar. Ama ayrılırken kendi faaliyetlerimizi orada unuttuk 😦
Bir ara Çınar ve bir erkek arkadaş daha araba yarıştırmaca oynayınca üç erkeğin biraraya geldiğinde nasıl coştuğuna şahit olduk :))
Pastayı hep beraber üflediler, tükürükledirler desek daha mı doğru olacak acaba :))
Hediye faslında oğlum daha fazla sabredemedi, kızların hediyesini de kendi açmaya başladı. Bu durum Ela’nın hoşuna gitmiş olacak ki, ondan sonra açması için bütün hediyelerini Egemen’e uzattı :))
Eğlencenin doruğunda olan Egemen’i oradan çıkarmak çok kolay olmadı tabi, ama o kadar çok yorulmuştu ki, eve kadar dayanamadan yolda uyuya kaldı.

>Doğumgünleri

>

Günlerdir bu günü anlatıyordum Egemen’e, hem Civciklerin hem de kuzeni Efeziya’nın doğumgünü vardı.

Civciklerle yolumuz evde kurduğumuz oyun grubunda kesişmişti, fakat uzun sürememişti. Daha sonra bir sürpriz daha oldu, aynı okulda karşılaştık :)) Ama onlar okula kısa bir ara verdiler, biz yine de tiyatro, oyundu derken bir bahaneyle görüşmeye çalıştık. Sağolsun Özge de bizi unutmamış, yaşgününe davet etmişti haftalar öncesinden, biz de seve seve gittik.
Hazırlıklarını blogtan okuyordum, ama sofrayı görünce nasıl da özendiği belli oluyordu, herşey harikaydı, bir an ben çocuk olmak istedim, çaktırmadan çocuklarla oyun odasında da takıldım :)) Egemen oyuncakları görünce herşeyi unuttu zaten. Hatta etraftan hep böyle yalnız mı oynar diye bir soru alınca da kendi başına ne güzel oynadığını farkettim. Ama bu tamamen mekanın ve yeni oyuncakların ilgi çekmesinden, evde yok böyle bir durum maalesef.
Civcikoğlan’ın, Egemen’i arkadaşına tanıştırdığı sahneyi ve pasta kesilirken kardeşinin ağlaması üzerine yaptığı konuşmayı sanırım hiç unutmayacağım :))
Civcikkızın o şirin elbisesi ve yaptığı harika resimler de unutulmazdı.
                                         
İyi ki doğdunuz civcikler, sizi çok seviyoruz :))

İkinci doğumgünü karşıda olduğundan çok fazla kalamadan kalkmak zorunda kaldık. Her yerden çıkışımız sorun olurken buradan hiç sorunsuz ayrılmamız şaşırttı beni. Sanırım yine bir doğumgününe gidiyor olması bayağı bir etkili oldu. Yolda uyur diye düşünürken ben, yol boyunca bir dakika bile susmadan konuştu. Efeziya’nın evi oldukça kalabalıktı, her taraf balonlarla kaplıydı. Efeziya, Egemen’in favori karakteri Buzz olmuştu. Burada iyice kudurdu diyebilirim, bir aşağı bir yukarı koşturdu çocuklarla. Bu koşturma arasında ağzına bir lokma bile sokmadı :((

Sonuç olarak çok keyifli bir gün geçirdik, dönüşte de anneanneye uğrayınca mutluluğumuz tamamlanmış oldu. Akşam yemeğimizi onlarla yiyip evimize döndük. Bu enerji ona fazla geldi sanırım, yolda kesin uykudan bayılır derken yine çenesine vurdu, eve gelene kadar konuştu :)) Ama babasının okuduğu masalın sonunu beklemeye dayanamamış artık, sızmış :))

>Ankara-Ayşe’nin doğumgünü

>

Haftasonumuz oldukça yorucuydu, cuma kuzenler buluşmasından geç saatte dönüp sabah da erkenden Ankara için yollara düştük, Egemen’in kuzeni Ayşe’nin doğumgünü için Ankara’ya gittik. Ama öyle de bir günde gitmişiz ki resmen yüzyılın yağmuru yağmış, neyse ki biz o saatlerde çoktan varmış olduğumuzdan fazlaca birşey anlamadık. Egemen, Ayşe ve bir arkadaşı ile beraber çok güzel oyun oynadı. Ayşe’nin oyuncak bir kasası vardı, Egemen’i kasiyer yaptım, diğer arkadaşta alışveriş yapan kişi oldu, sepete doldurduklarını Egemen’e getirdi, o da barkod okuyucuya “dıt dıt” diyip okutarak, güzel bir alışveriş oyunu oynadılar.

Böyle çocuklarla birlikte olduğunda yuvanın nasıl faydalı olduğunu daha da iyi görebiliyorum. Hep birlikte Ayşe’nin pastasını üflediler. Zaman ne kadar da çabuk geçiyor, Ayşe’nin doğumuna geldiğimiz daha dün gibi, ama tam 4 sene geçmiş, Ayşecim doğum günün kutlu olsun canım :)))
Akşam annemlerin düğün programı olduğundan biz de Ankara’da olan arkadaşlarımızla akşam yemeği programı yaptık. Bütün gün uyumayan Egemen arabada sızdı. Ankara’lılar kızmasın ama sevemedim ben şu Ankara’yı, her gittiğimde kasvetli bir havaya denk gelmemden midir bilemiyorum ama ısınamıyorum. Egemen arabada uyuduğu için puseti de yanımıza alıp önce biraz Karum’da turladık, sonra arkadaşlarımız da gelince yemek yiyeceğimiz yere gittik. Egemen uykudan uyandığı için ilk zamanlar oldukça durgundu, sonraları masada sıkılmaya başlayınca dolaşmaya başladı. Ben de onu uzaktan izledim, fazla müdahale etmedim. Yan masaya Egemen’den 5 ay küçük bir çocuk geldi. Yanıma gelip “anne onu seviyim” dedi. Ben de “babasına sorabilirsin” dedim. Neyse ufak ufak birbirlerine yanaştılar, Egemen ona arabasını verdi, birlikte oynamaya başladılar, ama anne biraz ilgisiz görününce kendi kendime herkes senin kadar rahat olmaz Bahar derken, baktım onların oğulları da yerde sürünüyor, anne çok umursamıyor, tamam dedim benim kafadan 🙂 O nedenle hiç rahatsız olmadım ikisinin oynamasından, bazen çok ters insanlar çıkabiliyor karşınıza.
Bir ara Egemen abartıp elindeki peçeteyle her yeri silmeye başladı. Baktım bir çiftin masasını siliyor “Kusura bakmayın, hesabı ödeyemedik de,oğlan masaları siliyor” diyince Egemen’den zaten çok hoşlanan çift iyice koptu :))

>Defne’nin doğum günü

>

“İyi ki doğdun Defne’ciğim, nice mutlu, sağlıklı yılların olsun inşallah”

Cumartesi günü Egemen’den tam bir ay küçük arkadaşı Defne’nin doğum gününe gittik. Bundan iki sene önce tam da o gece Egemen’i emzirirken içimden geçirmiştim “Hande de bugün doğum yaparsa günleri aynı olacak” diye. Sabaha Hande’nin mesajı gelmişti “Kızımız Defne doğdu” diye, işte bu mesajın üstünden tam iki sene geçmiş.

Haftasonu oldukça sıcaktı, Hande’lerin evinde klima olması biraz kurtardı bizi, Egemen yolda giderken uyuya kaldı, çok az uyuduğu için hemen uyandırmak istemedim, Defne’nin yatağına yatırdık. Ben de sakince birşeyler atıştırıp miniklerin fotoğrafını çektim. Baktım bizimkinin uyanacağı yok ve artık pasta kesilecek, günlerdir de “Defne domdünü dit” diye sayıkladığından pasta kesilmesi anını kaçırmasını istemedim. 1,5 saate yakında uyuduğundan istemeyerek de olsa kaldırdım. Uyku sersemi duruma adapte olması biraz zor oldu. O sersemlikte bir peynirli poğaça ve bir dilim kek yedirebildim.:)
Çocuklar hep beraber pastayı üflediler. Defneciğimin pastası da çok güzel olmuştu. Sonra hediyelerini açtı Defne, bir tanesi vardı ki paylaşılması biraz zor, oyuncak elektrik süpürgesi, neyse fazla hır gür çıkmadan sırayla oynamaları şartıyla durum kotarıldı. Silivri’ye döneceğimiz için fazla kalamadık, ilk fırsatta daha uzun görüşmek için sözleşip, ayrıldık.

>İyi ki doğdun baba :))

>

Seni çok seviyoruz canım :****