Category Archives: Yuva

Yılsonu gösterimiz

image

Gösteri başlamadan önce bu fotoğrafı çekip “Gösteride çocuktan daha heyecanlı kişiye ANNE denir” diye yazmıştım instagrama.

Gerçekten de Egemen’den daha heyecanliydim.Bu sene de geçen sene olduğu gibi ser verip sır vermedi. Tek bildiğimiz tiyatroda çocuk olacağıydı. İşte çocuk rolü yaptığı tiyatro oyunumuzdan bir kesit :

Bu sene çocuklarda gözlemlediğim inanılmaz bir rahatlık vardı.  Çok da hoşuma gitti açıkçası.  Ama bizimki görev adamı tabi hiç istifini bozmadı. Çocuklar rollerini unuttukca birbirlerine hatırlattılar, arkadaşlarını doğru yerlere yönlendirdiler, en önemlisi de çok eğlendiler.

image

Koroda söyledikleri Barış Manço şarkıları da çok hoşuma gitti. Bu zamana kadar hiç aklıma gelmemişti.  Bir an evvel cd edinip evde de dinletmek istiyorum.
Bu seneki gösterimiz hazırlık sınıfıyla beraber yapıldı. En sonda açtıkları pankartla ve 10. yıl marşı ile çok duygulandik.
image

Reklamlar

>Veli Toplantısı-2

>

Dün akşam okulumuzda 2. veli toplantımız vardı. Öncelikle büyük kas gelişiminden bahsettiler. Büyük kas gelişimi yaşına uygun gidiyormuş, denge tahtasında yürümeyi seviyormuş, şu an için yapamadığı hareket tek ayak üstünde zıplamakmış 🙂 Bowling oynamayı seviyormuş, topu çok düzgün atıyormuş, el-göz koordinasyonu başarılıymış.Öğretmeni bunları anlatırken ben de görmeyi o kadar çok istedim ki, en güzel anlarını kaçırıyormuşum gibi geldi 😦
Egemen artık 2007’lilerin sınıfında olduğu için her aktiviteyi onlarla beraber yapmıyor tabi ki, bu sınıfta da seçmeli dans dersi varmış, ama Egemen küçük olduğu için bize hiç söylememişler. Bizimki iki haftadır o saatte oyun oynamak yerine onları izlemiş dikkatlice ve bu hafta da öğretmenlerini şaşırtacak şekilde, üstelik eşli olan bir dansta, eşi olmamasını umursamadan kendi başına bütün hareketleri yapmış 🙂 Babamız hiç sevmez dansı, o nedenle ben de oğlumla dans edeceğim günlerin hayalini kuruyorum şimdiden 🙂

Daha sonra küçük kas gelişimine geçtik, bu konuda yaptıkları yaşına uygunmuş, çizgi çalışmalarını başarıyla yapmış. Makas çalışmasında da oldukça düzgün kesimler yapmış. Asıl beni heyecanlandıran dün yaptıkları “Aile Projeksiyonu” çalışması oldu. Düz bir kağıtta ortaya kendisini, sağa ve sola da babasıyla beni çizmeye çalışmış, bu çalışması kendisini de çok heyecanlandırmış, hemen öğretmenine göstermiş 🙂

Toplantıda anladığım en önemli şey oğlumun artık okul disiplinini oturtmuş olduğuydu, öğretmeni ilk başlarda beni biraz zorladı ama şimdi herşey yerine oturdu diyor. Öğretmeniyle masa başı çalışmalarını çok seviyormuş, renk eşleştirme, obje-renk uyumu ve yap-bozları çok severek yapıyormuş, bitince başka yok mu gibilerinden bakıyormuş öğretmenine. Yeşil ile mavi rengi karıştırabiliyormuş.

Herzaman ki gibi en sevdiği köşe hayal köşesiymiş, ikili oyunlarda arkadaşlarıyla güzel güzel oynuyormuş, ama bir üçüncü kişi dahil olunca oyun bozan Egemen oluyormuş. Daha çok yöneten tarafta olduğu için üçüncü kişinin katılımında söz hakkı azaldığından oyunu bozabiliyormuş. Geçen veli toplantısıyla karşılaştırdığımda gelişme olduğunu görüyorum, önceden bireysel oyunlar oynamayı seviyordu, şimdi iki kişiye çıktı, zamanla artacaktır. Oyuncak paylaşımı konusunda biraz haşin, arkadaşlarının elinden oyuncağını sormadan kapıyormuş, ozaman biraz ortalık karışıyor dedi Gamze öğretmenimiz. Yakaladığı noktada “Egemen öyle almıyorduk, ne yapıyorduk?” diye sorunca da oyuncağı geri verip “Alabilir miyim?” diye izin istiyormuş.
Dil gelişimi oldukça ileride diyip dün yaşadıkları bir durumu anlattılar. Egemen’in bir arkadaşı adını hatırlamıyorum, yazı tahtasında Egemen’e birşeyler anlatıyormuş, Egemen’de karşısına geçmiş onu dinliyormuş, sonra heyecanla öğretmenine koşup “Arkadaşım dünyanın oluşumunu anlatıyor bana” demiş :))
Egemen kendisini oldukça iyi ifade edebilen, karakterli bir çocuk dedi Şenay Hanım, evde sergilediği haşarılıkların hiçbiri okulda yokmuş, bu beni oldukça sevindirdi. Yaptığı huysuzlukların nedenine bakın dedi ve de herzaman ondan hızlı düşünüp sonucunun kötü olacağı bir harekette bulunmayın dedi veya bulunduysanız da sonuçlarına sabırla katlanın dedi.
Hikaye zamanlarında çok güzel hikaye anlatıyormuş, bunu duyduğuma da çok sevindim. Aynı teklifi ben götürecektim ki zaten yapıyorlarmış. Egemen evde okuduğumuz kitapların sayfasını çevirip zaman zaman kendi de anlatmaya çalışıyordu. Şimdi sevdiği hikaye kitaplarından birini okula göndereceğiz ki orada da anlatsın. Ama şimdiye kadar ne bir oyuncağını ne de bir kitabını okula götürmek istemedi. Kendisi arkadaşlarının elinden oyuncakları kaptığı için muhtemelen kendisine de aynısının yapılacağını düşünmüştür 🙂
Öğlen uykularında bu aralar biraz sıkıntı yaşıyormuş, uyutmasak olur mu dediler, çünkü o saatte İngilizce dersini de kaçırıyormuş. Son birkaç haftasonu uyumadığını ve eğer günü kurtarabilirlerse uyutmayabileceklerini ilettim. Dönüşte serviste yarım saat kestirirse akşam uykusuna da erkenden geçiririm diye düşünüyorum.
Yemek konusunda da bu aralar zorluyormuş öğretmenini, “Daha önceleri kendi başına çok güzel yiyordu, ama bu aralar ben bitirtmek zorunda kalıyorum” dedi. Bunda hem Egemen’in geç kahvaltı etmesi, hem de babaannesinin yemeği bitirmesi uğruna peşinde dolaşması var maalesef. Babaannemiz sağolsun çok düşünceli, tabağında kalırsa çok üzülüyor ve her türlü oyunla yemeğini bitirtiyor. Ama aynı şeyi bize yapamıyor, akşam biliyor ki sofrada beraber yemek yiyeceğiz, bunu da tekrar düzene sokacağız inşallah.
Alinda en sevdiği arkadaşıymış, biz de evde çoğu zaman adını duyuyoruz. Geçen gün Alinda “Gel tatlım gel yanıma otur” diyerek Egemen’i çağırmış, yana yana oturmuşlar ve Egemen Alinda’nın elini tutup yanağına bir öpücük kondurmuş 🙂 Öğretmeni kızları daha çok seviyor dedi. Biraz Mert’le sorun yaşıyormuş, Mert daha sakin kendi başına oynamayı seven bir çocukmuş, Egemen gidipte onun elinden oyuncağını alınca Mert’in şalterler atıyormuş 😦

Egemen’in de çok hareketli bir çocuk olduğunu ve bu aralar daha çok masa başı aktivitelerine yönlenmemizi önerdiler. İleride okul yaşamında da masa başında çalışacağı için şimdiden alışması daha iyi olur dediler, ama abartmadan tabi ki.Evde ben de ona çizgi çalışmaları, kesme çalışmaları yaptırmayı düşünüyordum, ama artık vazgeçtim, nasıl olsa onları okulda yapıyor, biz evde gönlümüzce oyun oynayalım değil mi? 🙂

Problem çözmede de ufak adımlar atmaya başlamış, geçenlerde yazı tahtasında çalışmak istemiş, ama iki arkadaşı önceden tahtaya oturmuşlar. Gamze öğretmeni “Egemencim şimdi arkadaşların orada oturuyor, yer yok, istersen başka bir köşede oyna” demiş. Egemen de bulduğu en yakın sandalyeyi kapıp gelmiş, “işte yer var” demiş, kendince bir çözüm bulmuş :))

Bu veli toplantısından oldukça mutlu ayrıldım diyebilirim, evdeki huysuzlukların tamamen bize karşı yapılan bir naz olduğu tescillendi, okul düzeni çok düzgün bir biçimde oturmuş görünüyor, gelişimleri yaşına uygun hatta bazı aşamalarda ileri ve başarılı, daha ne olsun ki :)))

>Haftanın çocuğu

>

Öğretmeni cuma günü not yazmış, bu haftanın çocuğu Egemen diye, haftasonu telaşımızdan anca dün akşam hazırlayabildim bu panoyu. Pazartesi okula gidemedi, bugün yolladık. Bu pano bütün hafta asılı kalacakmış, Egemen de kısa bir sunum yapacakmış. :)) O nedenle anlatabileceğini düşündüğüm fotoğrafları seçtim. “Cuma günü için de çocuklara bir sürpriz gönderir misiniz?” dediler, onu hala düşünmekteyim. Değişik bir fikri olan var mı acaba?

>Okullu olduk :))

>

Tatil maceralarımızdan önce, bende büyük heyecan yaratan oğlumun okul macerasının başladığını duyurmak istiyorum. Kıştan beri cumartesileri birlikte gittiğimiz oyun grubu sonrası Egemen yuvayı ne kadar çok sevdiğini göstermişti. Aslında Ağustos’un başında çocukların alışması için oyun grubu tekrar başlamıştı ama biz tatilimizden sonra katılmak istediğimizden ilk 15 günü es geçtik.

Egemen çok özlemişti, arada bir gitmek için tutturuyordu. Ben de “oğlum, okul kapalı, tatil oldu, kardeşler tatile gitti” diyordum. O da alışmıştı ve sorunca “okul tatil” diyordu 🙂
Geçen hafta tatildeyken başladım anlatmaya “Tatil bitiyor, Egemen okula gidecek, arkadaşları gelecek” diye, o da çok mutlu oluyordu.

Bu sabah büyük bir heyecanla uyandık,” hadi okula gidiyoruz” dedim, mutlu olduğu yüzünün her ifadesinden belliydi. Duşunu aldırdım, giyindik ve babasıyla beraber yuvaya götürdük. Kapıda çantası sırtında çok tatlı görünüyordu. İçeri girmeden önce “Tatil bitti” dedi :)))
Önce bahçedeki arabaları görünce bir müddet içeri girmek istemedi. Ama öğretmeni tanıyor Egemen’i ve nasıl içeri alacağını çok iyi buldu. “Egemenciğim, yeni mutfak yaptık, görmek ister misin?” diyince bizimki arkasına bile bakmadan içeri daldı. Mutfağa ve mutfak malzemelerine bayılıyor. Ben de ilk gün olması nedeniyle dışarıda onu bekledim. Yeni bir öğretmeni var, acaba uyum sağlamakta sorun çıkarır mı diye düşündüm. Ama hiç sorun olmadı. Sanırım biz anneler bazı şeyleri çok büyütüyoruz, çocuklar olaylara daha kolay adapte oluyorlar :))
Çocukların oynadığı odalarda kameralar var, bir müddet kameradan izledim Egemen’i. Sonra da sordum “Uzaktan bağlantı var mı bu kameralara?” diye, yok dediklerinde içim rahatladı. Merak edeceğim, her dakika bakacağım, yok istemez kalsın. Akşam oğlum hepsini anlatır bana. :))
Aşağıya inerken beni gördü “Anne boya yaptım” diye seslendi. Sonraki bir saati de bahçede geçirdiler. Bahçeye çıkar çıkmaz yine arabalara binmek istedi. Ama o sırada başka bir grup çocuk arabalara biniyordu. Fazla müdahale etmek istemedim. “Bak oğlum öğretmenin sana sesleniyor, önce diğer tarafta oynayıp sonra buraya geleceksin” dedim. Bir müddet bekledikten sonra öğretmeninin yanına gitti koşarak, salıncaklara bindiler sanırım, yanlarına gitmedim. Son olarak da biraz arabalarla oynadı.

Ama gitme vakti geldiğinde bir sorunumuz vardı, Egemen ayrılmak istemedi. Ama servis bizi bekliyordu, ağlamaya başladı. Herkes Egemen’i ikna etmek için seferber oldu. Sonra ben servise bindim ve arkamdan geldi, ama hala ağlıyordu. Sanırım yuvaya alışma sürecimiz çok kolay olacak da , yuvadan ayrılma sürecinde zorlanacağız, duruma göre de daha kısa sürede tam güne geçebiliriz :))
Servis de ona değişik geldi, çocuklar oturmuş ve kemerlerini bağlamışlardı, bana çok güvenli görünmedi ama, sanırım hepsi böyle taşıyor. Birkaç öğrencinin daha velisi vardı, bir de hostes bulunuyor serviste. Bizimki biraz ağlayarak bindiği için kemer bağlamak istemedi, kucağımda gittik eve. Servisten inerken de babasına “baba ben minibüs bindi” dedi :))
Bir dahaki  sefere de babaannesiyle servise binecek, sonra yalnız binmesini düşünüyorum. Okuldaki pedagogumuzla da tartıştık konuyu, o bir müddet daha biriyle gelebilir dedi, ama ben o şekilde alışmasını istemiyorum. Sonra daha zor olabilir. “Serviste birkaç öğrencinin de velileri olduğu için kendini yalnız hissedebilir” dedi. Onlar da haftaya yalnız bindirmeye başlayacakmış çocuklarını, ozaman sorun kalmaz sanıyorum.
Kime Egemen yuvaya başlıyor desem, “ah yazık daha çok küçük” gibi bir tavırla karşılaşıyorum. Bir müddet açıklama yapmaya çalışıyordum, ama bıraktım şimdi, oğlum çok seviyor ve de isteyerek gidiyor. Hazır böyle alışmışken vazgeçmek istemem, biz böyle çok mutluyuz 🙂