Veli toplantısı

Cumartesi günü bu seneki ilk yuva toplantımız için Egemen’in okuluna gittik. İlk bir saatimizi okul mevzusuna ayırdık, onu ayrıca yazacağım.

Daha sonra bu seneki öğretmeniyle tanıştık. Daha önce hep telefonla bilgi alıyorduk kendisinden ilk defa toplantıda tanıştık. Egemen’den memnun olduğunu dile getirdi. Tek sıkıntı bu aralar kitap çalışması sırasında konuşmaya başlamış, onu da öğretmeni kontrol altına almaya çalışıyor. Yeri gelmişken söyleyeyim bu sene kitap çalışmalarına başladılar. Öğretmeni bütün sınıfın severek çalışmalara katıldığını söyledi. Hatta bir sayfa ile sınırlı tutacakken çocukların daha fazla yapmak istediğini söyledi. Bazen bu gibi çalışmalar bizimkiler için erken mi değil mi diye sorguluyorum. Ama çocuklar mutlu ise ve talep geliyorsa çok da engellenmemeli gibi geliyor bana. Zaten okulda oyunla birlikte öğrendikleri için onlara da keyifli geliyor, umarım uzun vadede de faydasını görürüz.
Bu sene matematiğe daha fazla yer verdiler. Egemen’de oldukça sevmiş, 1-10 arası rakamları tanıyor dedi öğretmeni. Biz de bu aralar rakamları sevdiğinin farkındayız, eline kalem alır almaz hemen rakamları yazmaya başlıyor, şimdilik 20’ye kadar yazıyor. Ama enteresan bir durum var, mesela 12 yazdı, doğru okuyor, ama “anne bak 2 ve 1 yani oniki diyor” şimdilik tersten gösterme var ama düzelecektir.

20121205-110353.jpg

1’den 100’e kadar sayarken tam sayılarda biraz takılıyor, geçenlerde öğretmeninden öğrendiği bir oyunu birlikte oynadık, çok eğlendik. Söyleyeyim belki siz de çocuğunuzla oynarsınız. 1’den saymaya başlıyoruz sırayla 5,10,15,20’ye geldiğinde hop diyoruz, unutan yanıyor. 🙂
Sohbetimiz esnasında öğretmenin aklına Egemen’in geçen gün yemekte yaptığı bir olay geldi, çok güldük. Nohutunu bitirmek üzereymiş, tabağına bakmış : “Hıım 4 tane nohutum kaldı, şimdi bir tane daha yiyeceğim 3 kalacak, onu da yiyince 2, sonra 1” demiş 🙂 Matematiği ne kadar sevdiği buradan da belli oluyor değil mi?

20121205-110942.jpg

Ayrıca matematiği yaptığı resimlerde de kullanıyormuş, bu da yaratıcılık tarafını ortaya koyuyormuş. Şekilleri tanıyormuş, bunu da evde bize yansıtıyor sıklıkla “Bu daireye benziyor değil mi, bu da kare değil mi?” şeklinde soruyordu uzun zamandır. Zıt kavramları biliyormuş, büyük-küçük gibi. Büyük olursa daha ağır olabileceğini ve suda batabileceğini bilebiliyormuş.
İngilizce’yi de seviyormuş, onu her zaman yansıtmıyor, ama geçenlerde evdeyken birden aklına geldi ve bildiği İngilizce kelimeleri sıralamaya başladı :
Sınıf : Classroom
Öğretmen : Teacher
Öğrenci : Student
Dolma kalem : Pen
Kurşun Kalem : Pencil
Kalem kutusu : Pencil case
Kalem tıraş : Pencil sharpener
Kitap : Book
Defter : Notebook
Tahta : Board
Çöp tenekesi : Dustbin
Harita : Map
Silgi : Eraser, rubber (Bunu birlikte söylüyor, ikna edemedim iki anlamı olduğuna 🙂 )
Masa : Table
Sıra : Desk
Sandalye : Chair
Ayağa kalk : Stand-up
Otur : Sit Down
Göster : Point
Kitabını aç : Open your book
Kitabını kapa : Close your book

Bu kelimeleri böyle bir anda sayınca şok oldum açıkçası, hemen not ettim. Dün de İngilizce öğretmeniyle telefonda görüştük. Öğretmeni, şekilleri, ev odalarını, organları ve hayvanların isimlerini bildiğini söyledi, bunları ara ara siz de kullanırsanız faydalı olur dedi. Adını soyadını söyleyebiliyormuş, sorulduğunda bizim adlarımızı da söyleyebiliyormuş. Gösterilen nesneyi İngilizce olarak sorduğunuzda İngilizce cevap verebiliyormuş. Şaşırdım açıkçası ve akşam dayanamayıp sordum :
What is this Egemen?
It is a pen 🙂
Benim not aldığımı da görünce “Yaz anne yaz Egemen kendi başına cevabı bildi yaz” dedi. 🙂

Reklamlar

Öğretmenler günü hediyemiz

20121122-100116.jpg

Bu sene öğretmenimize bu cici hediyeyi yaptırdık. İçinde küçük el aynası var, üstüne de öğretmenimizin ad-soyad baş harflerini işlettik. Ben çok beğendim, siz de beğendiyseniz, bir TIK!

Haftasonu etkinliklerimiz

Cumartesi günü oğlumu Optimum Alışveriş Merkezi içinde bulunan buz pateni pistine götürdüm. Daha önce de iki kez gelmiş her seferinde hocayla ders almıştı, bu sefer de rutini bozmadık. Aslında aramızda kalsın ben kaymayı çok seviyorum, biraz da o sebeple gittik 🙂

20121121-140811.jpg

Egemen de oldukça keyif alıyor, bu sefer sürekli bize seslenip bakın yaptım diye kendini göstermeye çalıştı. Henüz kaymıyor, ama buz üstünde dengede durmayı ve yürümeyi öğrendi, düşerse nasıl kalkacağını veya dengesi bozulursa nasıl duracağını iyi biliyor artık. Pistin tek dezavantajı çok kalabalık olması, haftasonu gidilecekse özellikle sabah erken saatler tercih edilmeli, hem kalabalık olmuyormuş, hem de zemin daha temiz, hocanın deyimiyle de cam gibi oluyormuş.

20121121-141007.jpg

Pazar günü de baba-oğul Kenter tiyatrosunda oynayan “Çirkin Ördek Yavrusu” müzikaline gittiler. Biletleri ben almıştım ama alırken 6 yaş sınırı olduğunu farketmemiştim, bilet geldiğinde görmüş, sorun olmayacağını düşünmüştüm. Aslında sorun da olmuş sayılmaz sadece kapıda yaşını sorup onları üst balkona almışlar.
Oyunu izlemediğim için detaylı yazamıyorum, ama genel olarak beğenmisler, tek perdelik keyifli bir müzikalmiş.
Aslında burada konusu gelmişken bahsetmek istediğim bir nokta var, lütfen kimse eleştiri olarak algılamasın, ama bazı anneler çok heyecanlanarak erken yaşta çocuklarını tiyatroya götürmek istiyor. Anne olarak heyecanlarını pek tabi anlıyorum, ama çocuğunuz sessiz duramayacak kadar küçükse lütfen birkaç sene daha bekleyin. Çünkü diğer izleyen çocukların dikkatini dağıtıp onların oyundan uzaklaşmasına neden oluyorsunuz. Eşim, gittikleri müzikalde de tüm perde boyunca ağlayan bir çocuk olduğunu söyledi. 😦

Uyku arkadaşı

Bu yaştan sonra da uyku arkadaşı olur mu demeyin, oldu işte 🙂

20121121-112657.jpg

Babaannemizin kupon biriktirip gazeteden aldığı bu sevimli dinazor masal anlatıyor. Aslında akşamları uyku ritüelimizde babayla kitap okumak var. Ama arada sırada da bu dinazorla tek başına bir-iki masal dinleyip uyuduğu oluyor. Dün gece de onlardan biriydi, bakınız masal bitince nasıl da sarılıp uyumuş. 🙂

20121121-112821.jpg

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

20121116-153503.jpg

Her sene olduğu gibi bu sene de ailece Bağdat Caddesi’ndeki fener alayına katıldık. Bu seneki katılım oldukça fazlaydı, Suadiye Işıklar’da 1 saat yürüyüşün başlamasını bekledik, coşkulu bir kalabalık vardı, sürekli marşlar söyledik.

20121116-153728.jpg

Bu sene daha da büyüdüğünden sorular artmaya başladı : “Atatürk nerede? Hiç gelmeyecek mi? Ama ben de onu görmek istiyorum, gelsin.” Meğersem ne zormuş bu sorulara cevap vermek. Yüzeysel cevaplar vererek konuyu geçiştirdim diyebiliriz, sanırım anlaması için biraz daha büyümesi gerekiyor.
Aslında bu sorulara kendince bir cevap vermiş sanırım, çünkü fener alayına geldiğimizde Atatürk resmi olan bir sürü posterler görünce: “Anne bak, Atatürk gelemiyor ya onun için herkesin elinde resimleri var” dedi. 🙂

20121116-153916.jpg

Yürüyüşe başladıktan kısa bir süre sonra bütün gün uyumayan oğlum yorgunluğa daha fazla dayanamadı ve kucağımızda uyuya kaldı.

20121116-154016.jpg

Ülkemiz belki de çok zor günlerden geçiyor, ama ben o gün anladım ki Türk milleti vatanına, bayrağına, cumhuriyetine her zaman sahip çıkacaktır, biz böyle güzel nesiller yetiştirdikçe bu vatan ilelebet payidar kalacaktır.

Not : Bu aralar fena halde İstiklal Marşı’na merak sardı, ezberlemeye çalışıyor, ben de yardımcı olmaya çalışıyorum, ilk kıtasını halletti sayılır, ufaktan ikinci kıtaya da başladık 🙂

Ben büyüyünce ne olayım?

Dün akşam bu soruyu sordu oğlum bana.

E : “Ben büyüyünce ne olayım anne?”
B: “Ne istersen olabilirsin oğlum, müzisyen, ressam, oyuncu, doktor, öğretmen” diye sıralarken ben,
E: “İtfayeci olacağım ben” dedi, gayet emin bir sesle.
B: “Tabi itfayeci de olabilirsin çok güzel dedim.”
O sırada babası eve gelmişti heyecanla ona da söyledi :
E: “Baba ben büyüyünce itfayeci olacağım, yangınları söndüreceğim, bir de sana su sıkacağım” dedi 🙂

Çocuk işte 🙂

Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur :)

Eşimle bir süredir düzenli spor yapmaya çalışıyoruz, gittiğimiz spor salonunun da çocuklar için ayrılmış bir oyun odası var, başında bir görevli ile birlikte çok güzel vakit geçiriyor. Camekanlı mekana zaman zaman biz de göz atabiliyoruz veya o da bizi görüp el sallıyor. Aslında sadece el sallamakla kalmıyormuş, iyi de gözlem yapıyormuş, bakınız aşağıdaki fotoğraf 🙂

20121113-171309.jpg

Yürüyüş bandımızı sattık diye hafiflemişken, eşim bu sefer bisikleti bulup eve getirdi, tv karşısında pedal çevirecekmiş! Neyse bizim bücür atladı hemen üstüne, spor yapması lazımmış. Ama hemen tekrar inip kitabımı unuttum dedi, ne kitabı dedik, herkes bisiklete binerken kitap okuyor ya dedi. 🙂 Çok iyi bir gözlemci olduğunu burada da ispat etti bize. Spor dönüşü bir de yorgunluk tripleri var ki sormayın, çok yorulmuşmuş. Hadi yarışalım dediğimde ise o yorgunluk birden geçiveriyor. 🙂